Prof. Dr. Gezer Anlattı: Malatya'da Don Felaketi Tekrarlar mı?
Malatya'da don riski tartışılırken, Prof. Dr. İbrahim Gezer üreticilere kritik uyarılarda bulundu: 'Büyük risk görünmüyor ancak tedbir şart.'
Haberin Özeti
- • Prof. Dr. İbrahim Gezer, Malatya'da bu yıl geçtiğimiz yılki gibi kapsamlı bir don beklemediğini, ancak lokal risklerin devam ettiğini ve tedbirin şart olduğunu belirtti.
- • Gezer, son 20 yıldaki don döngülerinin 3-5 yıl aralıklarla yaşanması ve hava tahminlerinin değişkenliği nedeniyle ciddi don beklemediğini aktardı.
- • Kayısıların Nisan ayında -1°C'nin altında dona hassas olduğunu vurgulayan Gezer, üreticilerin sigorta ve don türüne göre tedbir almasının önemini belirtti.
Malatya Detay Özel: Geçtiğimiz yıl Malatya’da başta kayısı olmak üzere birçok tarım ürününde büyük kayıplara yol açan don felaketinin ardından, bu yıl için dile getirilen don riski yeniden gündeme geldi.
Malatya Detay Genel Koordinatörü İbrahim Yoldaş, konuyu tüm yönleriyle ele almak üzere Prof. Dr. İbrahim Gezer ile kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdi.
İbrahim Yoldaş: Hocam, geçen yıl ciddi bir don felaketi yaşandı, başta kayısıda olmak üzere birçok üründe üretim sıfırlandı. Fakat bugünlerde yine bir don riskinden bahsediliyor. Neler söylemek istersiniz?
Prof. Dr. İbrahim Gezer: Öncelikle bütün üreticilerimize geçen yıl yaşananlarla ilgili geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum, bu yıl içinde herkese hayırlı ve bereketli bir sezon diliyorum.
Doğrusu ben bu yıl ciddi zararlar verecek bir don beklemiyorum. Tabii kesin konuşmak mümkün değil. Belki lokal düzeyde bazı donlar olabilir. Bunun dışında kapsamlı don beklemiyorum. Bunu iki sebepten dolayı söylüyorum. Birincisi Malatya’da uzun zamandır iki ya da üç yıl üst üste don yaşandığına şahit olmuyoruz. Sözgelimi son 20 yılda beş önemli don olayı yaşandı. 2004, 2010, 2014, 2020 ve 2025. Dikkat ederseniz her biri arasında 3-5 yıl süre var. Bu döngü devam ederse Malatya’da birkaç yıl ciddi don yaşanmayacağını söyleyebiliriz. Ama tabii ki kesin böyle olur diyemeyiz. Ya da bu, tedbir almaya gerek yok anlamına gelmez. İkincisi de kamuoyuna yansıyan hava tahminleri çok değişken. Önümüzdeki 15-20 günde eksi gösterenler de var göstermeyen de. Bunun biraz daha netleşmesini beklemek lazım.
İbrahim Yoldaş: Peki, hocam don olma riski iddia edildiği gibi yüksekse ne tür tedbirler almak lazım? Bu konuda neler yapılabilir?
Prof. Dr. İbrahim Gezer: Kayısılara zarar veren don olayı, sıcaklığın 0 ºC’nin altına düşmesiyle meydana gelir. Kayısı, şişkin tomurcuk döneminde -7 dereceye, çiçek döneminde ise -5 dereceye kadar soğuğa dayanırken, üreticilerimizin kürkten çıkma dediği yani meyvenin henüz zeytin çekirdeği kadar olduğu dönemde dona karşı oldukça hassastır. Bu dönemde sıcaklık -1’in altına düştüğünde meyvenin önemli bir kısmı, -2’nin altına düştüğünde meyvenin çoğunluğu, -3’ün altına düştüğünde de ise meyvenin tamamı donar. Bu da kayısı için genellikle Nisan ayında yaşanır.
Tabii öncelikle üreticilerimizin bu tür risklere karşı sigorta işlemlerini yaptırmış olması gerekir. Umarım yaptırmışlardır. Bunun dışında ilkbahar geç donlarına karşı alınacak bazı tedbirler de var. Fakat bu tedbirlere başvurabilmek için öncelikle oluşan donun türünü ve etki mekanizmasını bilmek gerekir. Yani dona karşı nasıl önlem alacağımıza karar verebilmek için önce nasıl bir donla karşı karşıya olduğumuzu bilmemiz gerekir. Çünkü bu donların hepsi aynı değil.
İlkbahar geç donlarının iki türü var. Bunlardan biri radyasyon donları diğeri de adveksiyon donları.
Malatya’da oluşan donların çoğu radyasyon donudur ve genellikle rüzgârsız ve açık havalarda meydana gelir. Bu tip dona karşı bahçede birçok noktada ateşler yakmak, yağmurlama sulama yöntemiyle ortama ısı vermek ya da her 20-25 dönüme bir rüzgâr fanı kullanarak dondan korunmak mümkündür.
Bir de adveksiyon donları var. Bu da başka yerlerden gelen hızı 7-8 m/s’nin üstünde, sıcaklığı ise 0 ºC’nin altında olan soğuk hava kütlesinin bahçelerin ya da ekin alanlarının üzerinden geçmesi ile gerçekleşir. Adveksiyon donları daha nadir görülür. Sözgelimi 2014 ve 2025’de yaşanan donlar adveksiyon donlarıdır.
Yukardaki bahsettiğimiz tedbirlerle adveksiyon donuna karşı korunmak neredeyse imkânsızdır. Bu dondan korunmak için ya bahçelerin üzerini kapatmak lazım ki bu çok zordur ya da başta rüzgârın geldiği yönler olmak üzere bahçelerin etrafına hızlı büyüyen, sık dallı ve kışın yaprak dökmeyen servi, ladin, ardıç gibi ağaçlar dikerek rüzgâr perdesi oluşturmak lazımdır. Bütün bu tedbirler yüzde yüz olmasa da büyük oranda bahçelerimizi koruyacaktır.
İbrahim Yoldaş: Hocam, kayısıda makineli hasat ve kayısıların yağmurlama sulama ile dondan korunması konularında ilk araştırmaları bildiğim kadarıyla siz yaptınız. Makineli hasat Malatya’da yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Ancak yağmurlama sulama ile dondan korunma pek yaygınlaşmadı. Üreticilerimizi aydınlatmak adına bu konuyu biraz açar mısınız?
Prof. Dr. İbrahim Gezer: Memnuniyetle. Bildiğiniz gibi su donarken çevresini ısıtır, buharlaşırken ise çevresini soğutur. İşte bahsedeceğimiz yöntemde suyun bu özelliğinden faydalanılır.
Bu yöntemle kayısıyı -8-10ºC’ye kadar korumak mümkündür. Yağmurlama sulama yönteminde başarı kesine yakındır. Sultansuyu Tarım İşletmesinin kayısı bahçelerinde bir grup arkadaşımızla birlikte yaptığımız deneysel çalışmalarda bu durumu bizzat ve yakından gözlemleme imkânı bulduk.
Ancak bunun için bahçenin içinde ya da yakınında bir su kaynağına ihtiyaç vardır. Böyle bir imkân varsa gerisi kolaydır. Tabii tankerlerle su taşımak suretiyle uygulama da mümkündür.
Bu sistemde her ağacın tepesine, ağacın büyüklüğüne ve hava sıcaklığına bağlı olarak saatte 40-50 litre ya da dört ağacın ortasına 50-100 litre arası su atacak mini sprinkler (fıskiye) yerleştirilir ve bunlar bir pompaj sistemine bağlanır.
Sistem kurulduktan sonra en yakın meteoroloji istasyonu takip edilir ve o bölgede sıcaklığın -2-3 derece ya da daha altına düşeceği netleştirilirse bahçede tertibat alınır.
Sıcaklık 0ºC’ye geldiğinde (ki bu genellikle gece saat 3:00-4:00 sularında olur) sistem çalıştırılır ve bütün ağaçlar tepeden yağmurlamaya tabi tutulur. Atılan +5-10ºC’deki su meyveye, yaprağa ve dallara yapışarak donar ve her bir gram su 80 kalori kadar ısı yayar ve ortamı ısıtır.
Meyve buzla kaplanmasına rağmen herhangi bir zarar görmez, zira ortam sıcaklığı asla 0ºC’nin altına düşmez.
Fakat sistem çalıştırıldıktan sonra kesinti olmamalıdır. Çünkü 1-2 dakikalık bir kesinti bile buzla kaplı meyvenin donmasıyla sonuçlanır. Bu yüzden, elektriğin kesilme riskine karşı pompaj sistemini besleyen motorun elektrik motoru değil, termik motor olması önerilir. Güneş doğup buzlar kendiliğinden eriyinceye kadar sistemin çalıştırılması gerekir.
Dikkat edilmesi gereken diğer önemli bir husus ise don olup olmayacağının iyi tahmin edilmesidir. Zira yağmurlama başladıktan sonra don olmaz ve eksiye düşmesi beklenen sıcaklık sözgelimi +1 ya da daha üstünde kalırsa ve bu arada da sistem çalıştırılmışsa, bu takdirde püskürtülen su donmak yerine buharlaşacak ve etrafını ısıtmak yerine soğutacaktır. Bu durumda normalde donmayacak meyveyi kendi elimizle dondurmuş oluruz. Bu yüzden en azından ilk yıl için bir uzman desteği almakta fayda olacaktır.
Bu şartlar sağlandıktan sonra önerilen bu sistem ürününüze %100’e yakın bir koruma sağlayacaktır. Nitekim son yıllarda başta Adana, Mersin ve Bursa’da olmak üzere birçok işletme tarafından kullanılmaya başlanmıştır.
Bunun yanı sıra aşırı su kullanımı, özellikle eğimsiz alanlarda bataklaşmaya yol açabilir. Bu riski ortadan kaldırmak için su tahliye arkları ya da drenaj sistemi uygulaması faydalı olacaktır.
Bu yöntem, ağaçların altına mini sprink bağlayarak tüm bahçe yüzeyinin sulanması şeklinde de uygulanabilir, ancak tepeden yağmurlama kadar etkili olmayacaktır.
Bu arada, bahsettiğimiz tüm bu yöntemler sadece kayısıda değil, diğer meyvelerde hatta tüm bitkilerde de kullanılabilir.
Röportajın sonunda Prof. Dr. İbrahim Gezer, üreticilerin bilinçli hareket etmesinin ve bilimsel yöntemlerden yararlanmasının önemine dikkat çekti. Don riskine karşı doğru zamanlama, uygun teknik ve uzman desteğinin kritik rol oynadığını vurgulayan Gezer, üreticilerin hem sigorta yaptırmaları hem de güncel meteorolojik verileri yakından takip etmeleri gerektiğini ifade etti.