Demet KOLKILIÇ

Kabuğu Çatlatmak: Konfor Alanının Ötesindeki Sen

Demet KOLKILIÇ

Kabuğu Çatlatmak: Konfor Alanının Ötesindeki Sen

Hayat, çoğumuz için çizilmiş güvenli sınırların, tahmin edilebilir yarınların ve alışılmış rutinlerin arasında akıp gidiyor. Sabah uyandığımız andan gece başımızı yastığa koyduğumuz vakte kadar, tanıdık bir senaryoyu oynuyoruz. Bu senaryonun adı: Konfor Alanı. İçerisi sıcak, tanıdık ve en önemlisi tehlikesiz görünüyor. Peki, gerçekten öyle mi? Yoksa o çok güvendiğimiz konforlu limanlar, farkında olmadan bizi kendi potansiyelimizden mahrum bırakan tatlı birer hapishane mi?
İnsan psikolojisi, doğası gereği bilinmeyenden korkar ve bildiği acıyı, bilmediği bir mutluluğa tercih etme eğilimindedir. Sırf bu yüzden kaç kişi her sabah ayaklarının geri geri gittiği işlere devam ediyor? Kaç kişi ruhunu beslemeyen, aksine tüketen ilişkilerde kalmayı "güvenli" buluyor? Ya da kaçımız içimizdeki o muazzam potansiyeli, "Ya başaramazsam?" korkusunun arkasına saklayıp erteliyoruz?
Oysa doğaya dönüp baktığımızda, gerçek mucizelerin hiçbirinin konfor içinde gerçekleşmediğini görürüz. Bir tohum, toprağın altındaki o karanlık, sessiz ve güvenli yuvasını yırtıp çatlatmasaydı, güneşe uzanan muhteşem bir çiçeğe dönüşebilir miydi? Bir tırtıl, kozasının o dar ve karanlık sınırlarına meydan okumasaydı, gökyüzünde kanat çırpan bir kelebek olabilir miydi?
Doğa bize fısıldar: Büyümek istiyorsan, kabuğunu çatlatmak zorundasın.
Konfor alanından çıkmak, gemileri yakıp arkana bakmadan fırtınaya atılmak demek değildir. Bu, kendine bir şans vermektir. Her gün yaptığın bir şeyi farklı yapmaktır; yeni bir dil öğrenmek, o hep ertelediğin yazıya başlamak, sınırlarını zorlayan bir fikri savunmak ya da sadece "hayır" diyebilmektir. İlk adım her zaman en zorudur çünkü kabuk serttir. Ama o kabuk bir kez çatladığında, arkasından sızan ışık bir daha asla eski karanlığa dönmenize izin vermez.
Hayat, konfor alanımızın bittiği yerde başlar. Güvenli limanlar gemileri korur belki ama gemiler limanlarda çürümek için yapılmamıştır.
Şimdi aynaya bakma ve sorma vakti: O sert kabuğun içinde güvende ama eksik mi kalacaksın, yoksa onu çatlatıp içindeki gerçek seni özgür mü bırakacaksın?
Unutma; cesaret, korkmamak değil, korkuya rağmen adım atabilmektir. Ve senin içindeki o güç, çatlatılmayı bekleyen her kabuktan çok daha büyük.

Yazarın Diğer Yazıları