İkna Edilmişlerle Değil, İnanmışlarla Yürünür
Hayatta bazı yollar vardır; uzun, çetin ve meşakkatli... Bu yolların sonunda ne kazanılacağı kadar, o yolda kiminle yüründüğü de önemlidir. Çünkü bir davanın, bir idealin, bir kurumun veya bir şehrin kaderini belirleyen şey yalnızca hedefler değildir; o hedeflere doğru yürüyen insanların inancı ve sadakatidir.
Bu yüzden İsmet Özel
"İkna edilmişlerle yola çıkılmaz.
Yola, inanmışlarla çıkılır" demiştir.
İkna edilmiş insanlar, şartlar değiştiğinde fikir değiştirebilirler. Menfaat dengeleri bozulduğunda yön değiştirebilirler. Güç merkezleri değiştiğinde saf değiştirebilirler. Çünkü onları harekete geçiren şey çoğu zaman kalplerindeki inanç değil, zihinlerindeki hesaplamadır.
Oysa inanmış insanlar farklıdır.
Onlar zor günlerde de yanınızdadır. Fırtına çıktığında gemiyi terk etmezler. Alkışların kesildiği, eleştirilerin yükseldiği zamanlarda bile durdukları yeri korurlar. Çünkü onların bağlılığı kişilere değil; değerlere, ilkelere ve uğruna mücadele ettikleri hakikatedir.
Tarih boyunca büyük dönüşümlerin arkasında kalabalıklar değil, inanmış insanlar olmuştur. Bir fikri, bir medeniyeti, bir hareketi veya bir kurumu ayakta tutan şey sayıların çokluğu değil; adanmışlığın gücüdür.
Bugün de aynı gerçek geçerliliğini koruyor.
İnsanlar artık daha hızlı ikna oluyor ama daha az inanıyor. Sosyal medyanın, anlık algıların ve geçici gündemlerin belirlediği bir çağda yaşıyoruz. Herkes konuşuyor, herkes yorum yapıyor, herkes destek veriyor gibi görünüyor. Ancak ilk zorlukta kaç kişinin yanında kalacağını zaman gösteriyor.
Çünkü destek ile sadakat arasında büyük bir fark vardır.
Destek, şartlara bağlıdır.
Sadakat ise değerlere...
İşte bu nedenle insan, çevresindeki insanların çokluğuna değil, inançlarının derinliğine bakmalıdır. Sayılar bazen göz kamaştırabilir; fakat kritik anlarda asıl belirleyici olan, omuz omuza yürüyebileceğiniz insanların varlığıdır.
Bir davaya inanmış birkaç insan, ikna edilmiş yüzlerce kişiden daha değerlidir.
Çünkü ikna edilenler fırsatları takip eder; inananlar ise sorumlulukları üstlenir.
İkna edilenler başarıya ortak olmak ister; inananlar başarısızlığın yükünü de taşır.
İkna edilenler sonuçla ilgilenir; inananlar süreçten vazgeçmez.
Hayatın her alanında bu gerçeği görmek mümkündür. Ailede, dostlukta, siyasette, akademide, bürokraside ve toplumsal mücadelelerde...
Bu nedenle yol arkadaşlığı seçerken insanların söylediklerine değil, uğruna fedakârlık yaptıkları değerlere bakmak gerekir. Çünkü insanın gerçek karakteri rahat zamanlarda değil, zor zamanlarda ortaya çıkar.
Sonuç olarak; güçlü bir gelecek kurmak isteyenler önce sağlam bir inanç zemini oluşturmalıdır. Çünkü ikna edilmiş kalabalıklar ilk rüzgârda dağılır; inanmış insanlar ise fırtınanın ortasında bile yürümeye devam eder.
Ve unutulmamalıdır ki;
Büyük yollar, çok insanla değil; doğru insanlarla yürünür.
İkna edilmişlerle değil, inanmışlarla...
Hasan Batar