M. Nurullah Varol

UNUTULMAMASI ve UNUTTURULMAMASI GEREKEN DERİN YARA 'GAZZE'

M. Nurullah Varol

UNUTULMAMASI ve UNUTTURULMAMASI GEREKEN DERİN YARA 'GAZZE'
Gazze, yalnızca bir coğrafi bölge değil; acının, direnişin, göçün, işgalin ve insanlık vicdanının sınandığı bir sembol hâline gelmiştir. On yıllardır devam eden çatışmalar, binlerce insanın hayatını kaybetmesine, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve nesiller boyunca sürecek derin yaraların açılmasına neden olmuştur.
Bugün Gazze denildiğinde akla sadece savaş değil; yıkılmış evler, yetim kalan çocuklar, kaybolan nesiller ve bütün zorluklara rağmen topraklarını terk etmeyen insanların direnişi gelmektedir.
Filistin Topraklarında İsrail Devleti'nin Kuruluş Süreci
Osmanlı Devleti'nin bölgeden çekilmesinin ardından Filistin, United Kingdom mandası altına girdi. Özellikle 1917 tarihli Balfour Deklarasyonu ile bölgede bir Yahudi yurdu kurulması fikri uluslararası siyasette güç kazandı.
İkinci Dünya Savaşı ve Holokost sonrasında Yahudi göçleri hızlandı. 1948 yılında Israel bağımsızlığını ilan etti.
Filistinliler ise bu dönemi "Nakba" (Büyük Felaket) olarak isimlendirmektedir. Çünkü yüz binlerce Filistinli yaşadıkları yerlerden ayrılmak zorunda kaldı ve büyük bir mülteci krizi ortaya çıktı.
İşgaller, Savaşlar ve İnsan Hakları İhlalleri
1967 yılındaki Altı Gün Savaşı sonrasında İsrail;
Batı Şeria,
Doğu Kudüs,
Gazze Şeridi
üzerinde kontrol sağlamıştır.
Yıllar boyunca çeşitli uluslararası kuruluşlar;
sivil ölümler,
yerleşim politikaları,
zorla yerinden edilmeler,
altyapının tahribi,
sağlık ve eğitim hizmetlerinin zarar görmesi,
abluka uygulamaları
gibi konularda ciddi eleştirilerde bulunmuştur.
Birleşmiş Milletler, Uluslararası Af Örgütü ve Human Rights Watch tarafından yayımlanan raporlarda, çatışmalarda sivillerin korunması gerektiği ve uluslararası insancıl hukukun ihlal edildiğine ilişkin çok sayıda değerlendirme yer almıştır.
Gazze'de;
hastanelerin zarar görmesi,
su ve elektrik krizleri,
çocuk ölümleri,
büyük çaplı yıkım,
kitlesel göçler,
uluslararası kamuoyunda ciddi endişelere neden olmuştur.
Bir Avuç İnsan ve Büyük Direniş
Filistin direnişinin en dikkat çeken yönlerinden biri, bütün ağır şartlara rağmen birçok Filistinlinin topraklarını terk etmemesidir.
Filistin toplumunun önemli bir bölümü:
"Toprağımızı terk edersek geri dönemeyiz."
düşüncesiyle yaşadıkları yerleri bırakmamayı bir varoluş meselesi olarak görmektedir.
Direniş sadece silahlı mücadeleden ibaret değildir.
Direniş;
yıkılan evini yeniden yapmak,
çocuğunu eğitmeye devam etmek,
hastaneleri ayakta tutmak,
ibadethaneleri açık bırakmak,
kültürü ve kimliği korumak,
göç etmeyerek toprakta kalmak
şeklinde de ortaya çıkmaktadır.
Birçok Filistinli için Gazze'de yaşamak, yalnızca hayatta kalma mücadelesi değil, aynı zamanda kimliğini ve tarihini koruma mücadelesidir.
Gazze'nin İnsanlık Vicdanındaki Yeri
Gazze meselesi, sadece Arapların veya Müslümanların meselesi değildir.
Bu mesele;
insan hakları,
savaş hukuku,
sivillerin korunması,
çocukların yaşam hakkı,
insan onuru
gibi evrensel değerlerle ilgilidir.
Bir çocuğun ölümü, hangi milletten olursa olsun insanlık için bir kayıptır.
Kur'an'da Zulüm ve Adalet Meselesi
Kur'an-ı Kerim'de zalimlerin ebediyen üstün kalacağına dair bir ifade bulunmamaktadır. Aksine birçok ayette zulmün sonunda hesap verileceği vurgulanır.
Örneğin:
"Zulmedenlerin nasıl bir inkılapla devrileceklerini yakında bileceklerdir." (Şuarâ Suresi, 227)
Bir başka ayette:
"Allah zalimleri sevmez." (Âl-i İmrân, 57)
Kur'an'da geçmiş kavimlerin helakından bahsedilir; ancak modern devletlerin, belirli ülkelerin veya günümüzdeki siyasi aktörlerin hangi savaşla ve hangi devletin eliyle yıkılacağına ilişkin açık bir haber verilmez.
Dolayısıyla:
Kur'an'dan hareketle "İsrail şu devlet tarafından, şu tarihte, şu savaşla kesin olarak yok olacaktır" şeklinde bir hüküm vermek dinî açıdan kesin bilgi olarak sunulamaz.
Tevrat'ta Adalet ve İlahi Hesap
Tevrat içerisinde de zulüm, haksızlık ve adaletsizliğin ilahi yargıya konu olacağına dair birçok ifade bulunmaktadır.
Peygamberler kitaplarında;
adaletsizlik,
mazlumun hakkının yenmesi,
masumların kanının dökülmesi
şiddetle eleştirilir.
Ancak Tevrat'ta da günümüzdeki modern İsrail devletinin hangi ülke tarafından, hangi tarihte ve nasıl sona ereceğine ilişkin kesin bir siyasi senaryo bulunmamaktadır.
Geleceğe Dair Muhtemel Senaryolar
Ortadoğu uzmanlarının tartıştığı bazı ihtimaller şunlardır:
Bölgesel savaşların genişlemesi,
Uluslararası diplomatik baskıların artması,
İç siyasi dönüşümler,
İki devletli çözüm arayışları,
Yeni güvenlik ve barış düzenlerinin oluşması.
Ancak hangi senaryonun gerçekleşeceğini kesin olarak kimse bilemez.
Sonuç: Gazze Neden Unutulmamalı?
Gazze unutulmamalıdır; çünkü:
Yıkılan şehirlerin ardında insanlar vardır.
İstatistiklerin ardında çocuklar vardır.
Siyasi tartışmaların ardında gerçek hayatlar vardır.
Adalet arayışının ardında bir halkın var olma mücadelesi vardır.
Gazze'yi hatırlamak; yalnızca bir tarafı desteklemek değil, sivillerin yaşam hakkını, adaleti ve insan onurunu savunmak anlamına gelir.
Tarih bize şunu göstermiştir: Hiçbir güç sonsuza kadar sürmez. Devletler, ordular ve siyasi düzenler değişebilir; fakat mazlumların yaşadığı acılar ve insanlığın adalet arayışı hafızalarda yaşamaya devam eder. Gazze de bu hafızanın en derin ve en sarsıcı sayfalarından biri olarak uzun yıllar boyunca anılacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları