Mehmet Ercan

6 Şubat'ın Çığlığı...

Mehmet Ercan

6 Şubat’ın Çığlığı...

Bu bir deprem hikâyesi değil. Bu, uykuların yarım kaldığı, evlerin mezara dönüştüğü ve insanlığın sınandığı bir gecenin hafızası…
Kimse o gece ölümü düşünerek uyumadı.
Çalar saatler kurulmuştu, yarınlar planlanmıştı, yarım kalan sohbetler vardı.
İnsanlar, sevdiklerinin nefes alışına güvenerek kapattı gözlerini.
Hayat, tam da bu güvenin ortasında yakaladı herkesi.
Soğuktu.
İnsanın iliklerine değil, vicdanına işleyen bir soğuk.
Gecenin en kalabalık anında, herkes uykudayken şehirler uyandı.
Beton uyandı, toprak uyandı, acı uyandı.
Ve karanlıktan bir çığlık yükseldi:
“Sesimi duyan kimse var mı?”
Bu ses, yalnızca enkaz altından gelmiyordu.
Bir annenin boğazında düğümlenen nefesti.
Bir babanın elleriyle kazdığı umuttu.
Bir çocuğun, karanlıkta adını unuttuğu korkuydu.
Enkaz başlarında insanlar vardı.
Tanımadığı aileleri, tanımadığı isimleri, tanımadığı hayatları kurtarmaya çalışan insanlar…
Eliyle, tırnağıyla, duasıyla.
Kimi evladını bırakıp başkasının evladına koştu,
kimi kendi yıkımını görmeden başkasının yıkıntısını kaldırdı.
Dayanışma vardı.
Sessiz, gösterişsiz ama onurlu bir dayanışma.
Aç kalan doyurdu, üşüyen ısıttı.
Birleşti bu millet  ; acıda birleşti.
O geceleri aydınlatan,bir tas çorba,bir battaniye, bir omuzdu.
İnsan, insana yetti.
O zorlu günler ve geceler geçti.
Zaman yol aldı, hafıza kaldı.
Binalar yükseldi, yollar yapıldı, yaralar sarılmaya çalışıldı..
Eksikler oldu mu?Elbette oldu.
Ama yapılanı görmezden gelmek, verilen emeği yok saymak da ayrı bir haksızlık.
Sonra başka bir şey çıktı ortaya.
Enkazdan daha ağır, insanın içini daha çok acıtan bir şey…
Mutsuzluk.
Doymayan bir nefis.
Yapılanları görmezden gelen bakışlar.
Eksik bulma konusunda adeta yarışan bir nankörlük.
Dün battaniyeye sarılıp hayatta kalmaya şükredenler,
bugün yapılanın kusurunu sayar oldu.
Unuttuk.
Nereden çıktığımızı…
Neyle ayakta kaldığımızı…
Kimin omzunda ağladığımızı…
“Sesimi duyan var mı?” diye haykırdığımız o geceleri,
bir çatıya, bir kapıya, bir odaya kavuşunca geride bıraktık.
Oysa 6 Şubat bir deprem hikâyesi değil.
İnsanlığın sınandığı bir geceydi.
Uykular yarım kaldı, evler bir anda sustu.
Duvarlar yıkılmadı sadece; umutlar da enkaz altında kaldı.
Zaman aktı.
Takvimler değişti.
Ama bazı geceler geçmez.
Unutmak kolaydır.
Hatırlamak ağır.
Hatırlamak,enkazın altından insanlığı çekip çıkarmaktır.
Adını koyamasak da biliriz ki ;merhamettir, vicdandır, dayanışmadır.
Ve biz,onları yaşattıkça …
İnsan olarak kalırız…

Yorumlar 4
nefes ay 06 Şubat 2026 15:37

çok güzel anlatmışsınız,duygularımıza tercüme olmusunuz. Allah afetlerden korusun..

Elazığlı 06 Şubat 2026 14:46

Allah bir daha yaşatmasın Güzel bir yazı olmuş ellerinize sağlık.

Samanköylü 06 Şubat 2026 12:13

Unutulması güç bir zaman dilimi... Bir daha yaşanmaması duasıyla. Kalemine sağlık.

Mehmet Güldaş 06 Şubat 2026 12:07

;;;;;((((

Yazarın Diğer Yazıları