Meral ASLAN

RAMAZAN BİTİYOR DİYE ORUÇ DA BİTMELİ Mİ?

Meral ASLAN

RAMAZAN BİTİYOR DİYE ORUÇ DA BİTMELİ Mİ?

Ramazan’ın son günlerini yaşadığımız bu günlerde, bir ay boyunca tuttuğumuz oruçların hem ruhumuzda hem de bedenimizde bıraktığı etkileri hepimiz az ya da çok hissettik.

Bir ay boyunca sabretmeyi öğrendik.
Sofralarımızı sadeleştirdik.
Açlığın ne demek olduğunu yeniden hatırladık.
Ancak Ramazan sona ererken çoğu kişi aynı cümleyi kurar:

“Ramazan bitti, oruç da bitti.”

Oysa bir biyolog olarak özellikle vurgulamak isterim ki oruç yalnızca bir ibadet değildir; aynı zamanda insan vücudunun biyolojik dengesini koruyan önemli bir yaşam disiplinidir.

İnsan vücudu sürekli yemek yemek üzere tasarlanmış bir sistem değildir. Modern yaşamın getirdiği üç öğün ve ara öğün alışkanlığı, insanlık tarihi açısından oldukça yeni bir davranış biçimidir. Oysa insan bedeni binlerce yıl boyunca zaman zaman aç kaldığı dönemlere uyum sağlayarak gelişmiştir.

Bu nedenle belirli aralıklarla yaşanan açlık dönemleri, vücudumuz için yalnızca bir sabır sınavı değil; aynı zamanda biyolojik bir yenilenme sürecidir.

Bilim dünyasında son yıllarda üzerinde yoğun şekilde çalışılan konulardan biri de aralıklı açlık, yani bilimsel adıyla intermittent fasting modelidir. Yapılan araştırmalar, belirli sürelerde uygulanan açlık dönemlerinin metabolizma üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceğini göstermektedir.

Uzun süreli açlık sırasında vücut yalnızca enerji tüketmez; aynı zamanda hücresel bakım ve temizlik mekanizmalarını da devreye sokar.

Bu süreçlerden biri otofaji olarak adlandırılır. Otofaji, hücrelerin hasar görmüş veya işlevini kaybetmiş yapılarını parçalayarak yeniden kullanmasıdır. Bir anlamda vücudun kendi içinde gerçekleştirdiği bir geri dönüşüm ve temizlik sistemidir.

Bu mekanizma sayesinde hücreler eskiyen ve işe yaramayan parçaları temizler. Bilim insanları, bu sürecin yaşlanma, bağışıklık sistemi ve bazı metabolik hastalıklarla yakından ilişkili olduğunu ifade etmektedir.

Elbette orucun hikmeti yalnızca biyolojik faydalarla sınırlı değildir.

Oruç aynı zamanda insanın nefsiyle olan ilişkisini düzenleyen bir manevi eğitimdir.

Sabretmeyi öğretir.

Ölçüyü öğretir.

Tüketimin değil, dengeyi korumanın değerini hatırlatır.

Belki de bu yüzden Ramazan’dan sonra orucu tamamen hayatımızdan çıkarmak yerine, belirli aralıklarla oruç tutmayı bir alışkanlık haline getirmek hem manevi hem de bedensel açıdan oldukça faydalı olabilir.

Peygamber Efendimizin tavsiye ettiği Pazartesi ve Perşembe oruçları ya da her ayın belirli günlerinde tutulan nafile oruçlar; yalnızca bir ibadet değil, aynı zamanda vücudun metabolik ritmini dengeleyen sağlıklı bir yaşam düzeni olarak da değerlendirilebilir.

Ramazan bize aslında önemli bir gerçeği öğretir:
İnsan sandığı kadar çok yemeye ihtiyaç duyan bir varlık değildir.

Bazen durmak, bazen beklemek ve bazen de aç kalmak; beden için bir yük değil, aksine bir denge mekanizmasıdır.

Ramazan sona eriyor olabilir.
Ama Ramazan’ın bize öğrettiği ölçü, sabır ve denge duygusu yılın geri kalan günlerinde de devam edebilirse işte o zaman gerçek kazanım ortaya çıkar.

Belki de Ramazan’dan sonra kendimize sormamız gereken en doğru soru şudur:
“Ramazan bitti, peki biz onun bize öğrettiği dengeyi hayatımızda sürdürebilecek miyiz?”

Bir sonraki Ramazan’a sağlıkla, bilinçle ve huzurla kavuşmak dileğiyle…

Şimdiden Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle tebrik ederim.

Bayramın; gönüllerimize huzur, sofralarımıza bereket ve hayatımıza sağlık getirmesini diliyorum.

Sağlıcakla kalın.

Uzm. Biyolog Meral Aslan
Sağlık Koçu, Fitoterapist,Araştırmacı -Yazar

Yazarın Diğer Yazıları