Meral ASLAN

ŞEKER: MASUM BİR TAT MI, SESSİZ BİR YANGIN MI?

Meral ASLAN

ŞEKER: MASUM BİR TAT MI, SESSİZ BİR YANGIN MI?

Şeker…
Çayın içinde iki kaşık, kahvenin yanında bir lokum, çocukların elinde masum görünen renkli paketler…

Tatlıdır. Keyif verir.
Ama biyolojinin diliyle konuşursak, şeker yalnızca tat değildir. Aynı zamanda güçlü bir metabolik sinyaldir.

Bir biyolog olarak açık söyleyeyim:
Şeker vücuda girdiği an sadece enerji sağlamaz; hormonal bir zinciri harekete geçirir.

İnsülin: Sessizce Yükselen Hormon
Şeker yediğimizde kan şekerimiz hızla yükselir. Bunun üzerine pankreas insülin salgılar.
İnsülin, kandaki şekeri hücrelere taşır. Kısa vadede her şey normal görünür.

Ama mesele şu:
Sık sık şeker tüketirsek, insülin sürekli yüksek kalır.
Bu durum zamanla:
* İnsülin direncine
* Karın çevresi yağlanmasına
* Karaciğer yağlanmasına
* Enerji düşüşüne
zemin hazırlar.Yani 
Vücut sürekli alarm modunda çalışır.

Enflamasyon: İçeride Yanan Küçük Ateşler
Şeker sadece kiloyla ilgili değildir.
Aşırı şeker tüketimi hücresel düzeyde enflamasyonu artırır.

Enflamasyon nedir?
Bedenin yangın hali. Bu yangın sessizdir. Ateşiniz çıkmaz. Ama: 
* Eklem ağrıları
* Yorgunluk
* Cilt problemleri
* Bağırsak hassasiyeti
şeklinde kendini gösterebilir.
Modern insanın en büyük sorunu belki de budur: Dışarıdan sağlıklı görünür, içeride ise düşük dereceli bir yangın vardır.

Şeker ve Beyin
Şeker beyinde dopamin salgısını artırır.
Yani kısa süreli mutluluk verir.
Ama sık tüketimde beyin aynı etki için daha fazlasını ister.
Bu da bağımlılık döngüsünü başlatır.

Özellikle çocuklarda erken yaşta başlayan yoğun şeker tüketimi, ileride metabolik hastalık riskini artırabilir.
Epigenetik Boyut
Beslenme sadece bugünü değil, yarını da etkiler.
Yüksek şeker tüketimi genlerin çalışma biçimini değiştirebilir.
Yani mesele yalnızca kilo değil. Metabolik hafıza oluşur. Beden unutmaz.

Peki Şeker Hiç Mi Yenmeyecek?
Hayır hiç yenmeyecek değil. Sorun şekerin kendisi değil;  kalitesi, miktarı ve sıklığıdır.
Meyvedeki doğal şeker, lifle birlikte gelir.
Ama işlenmiş şeker, lifsiz ve kontrolsüzdür.
Burada denge esastır.

Son Söz
Şeker masum bir tat olabilir.
Ama ölçüsüz tüketildiğinde sessiz bir yangına dönüşebilir.

Dilimizin aldığı o birkaç saniyelik keyif,
karaciğerin yağlanma sürecini başlatabilir, pankreasın insülin yükünü artırabilir ve damar duvarında hasar riskini yükseltebilir.
Metabolizma, kısa süreli hazları değil; tekrarlayan alışkanlıkları kaydeder.
Ve beden, yapılan her tercihin biyokimyasal sonucunu mutlaka yazar.

Sağlıcakla Kalın

Uzm. Biyolog Meral ASLAN 
Sağlık Koçu, Fitoterapist , Araştırmacı -Yazar

Yazarın Diğer Yazıları