YARDIMLAŞMA VE SOSYALLEŞME: GÖRÜNMEZ BİR SAĞLIK İLACI
Meral ASLAN
YARDIMLAŞMA VE SOSYALLEŞME:
GÖRÜNMEZ BİR SAĞLIK İLACI
Modern insan, hiç olmadığı kadar kalabalıklar içinde;
ama aynı zamanda hiç olmadığı kadar yalnız.
Apartmanlar yükseldi, ekranlar çoğaldı, iletişim hızlandı.
Fakat kalpler arasındaki bağlar zayıfladı.
Oysa insan, biyolojik olarak yalnız yaşamak üzere yaratılmış bir varlık değildir.
Yardımlaşma ve sosyalleşme; yalnızca ahlaki ya da kültürel bir değer değil, aynı zamanda bedenin doğal sağlık sistemlerinden biridir.
İnsan Bedeni Tek Başına Çalışmaz
İnsan bedeni;
dokunarak, paylaşarak, konuşarak ve birlikte iyileşerek çalışır.
Sosyal bağ kurulduğunda bedende ölçülebilir biyolojik değişimler meydana gelir:
Oksitosin artar, stres azalır.
Kortizol düşer, bağışıklık sistemi güçlenir.
Kalp ritmi dengelenir.
Uyku kalitesi artar.
Depresyon ve anksiyete riski azalır.
Yani yardımlaşma, sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı ve onarıcı bir etki oluşturur.
Bu bir duygu meselesi değil; ölçülebilir bir biyolojik sonuçtur.
Bilim Ne Diyor?
2013 yılında yayımlanan Doing Good Is Good for You başlıklı çalışma, UnitedHealth Group tarafından yürütülmüş ve gönüllülüğün bireylerin sağlığı ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini incelemiştir.
Araştırma sonuçları oldukça çarpıcıdır:
Gönüllülerin büyük bölümü fiziksel, zihinsel ve duygusal sağlıklarının iyileştiğini bildirmiştir.
Katılımcıların %76’sı gönüllülüğün fiziksel sağlıklarını olumlu etkilediğini,
%78’i ise stres seviyelerinin belirgin şekilde azaldığını ifade etmiştir.
Birçok gönüllü, kronik hastalıklarını yönetmede gönüllülüğün destekleyici olduğunu belirtmiştir.
Uzun Yaşamın Şifresi Nerede Saklı?
Bu alandaki en çarpıcı çalışmalardan biri ise
Harvard University tarafından yürütülen ve
80 yılı aşkın süredir devam eden Harvard Adult Development Study’dir.
Bu uzun soluklu araştırmanın vardığı temel sonuç nettir:
İnsanları uzun ve sağlıklı yaşatan şey;
zenginlik, şöhret ya da genetik değil,
güçlü sosyal ilişkiler ve aidiyet duygusudur.
Araştırmada, güçlü sosyal bağlara sahip bireylerin:
– Daha az kalp-damar hastalığı yaşadığı,
– Daha geç bilişsel gerileme gösterdiği,
– Stresle daha iyi baş ettiği,
– Daha uzun yaşadığı ortaya konmuştur.
Üstelik bu etki; gelir düzeyi ve eğitim seviyesinden bağımsızdır.
Yani beden,
“yalnız başına güçlü olmayı” değil;
birlikte iyilik hâlinde olmayı tercih eder.
Yardım Eden de İyileşir
İlginç olan şudur:
Yardım alan kadar, yardım eden kişinin bedeni de iyileşir.
Yardım davranışı sırasında beyinde aynı anda şu maddeler salgılanır:
Dopamin ; iyi hissetme
Endorfin ; doğal ağrı kesici
Oksitosin ; bağlanma hormonu
Bu yüzden insanlar yardım ettikten sonra sıkça şunu söyler:
“İçim rahatladı.”
“Mutlu oldum.”
Bu cümleler mecaz değildir.
Bunlar, sinir sisteminin verdiği biyolojik geri bildirimlerdir.
Toplum Sağlığı Buradan Başlar
Bir toplumun sağlığı;
sadece hastane sayısıyla, cihazlarla ya da ilaçlarla ölçülmez.
Asıl sağlık göstergeleri şunlardır:
İnsanlar birbirinin hâlini soruyor mu?
Aynı sofraya oturabiliyor mu?
Derdini paylaşacak bir omuz bulabiliyor mu?
Yardım etmek doğal bir refleks mi, yoksa unutulmuş bir alışkanlık mı?
Çünkü yalnızlaşan toplumlarda:
Ruhsal hastalıklar artar.
Kronik stres yaygınlaşır.
Bağışıklık sistemi zayıflar.
Tükenmişlik normalleşir.
Sözün özü
Yardımlaşma; sadece sadaka kutusuna atılan bir para değildir.
Yardımlaşma; sinir sistemini yatıştıran, kalbi koruyan, bağışıklığı güçlendiren, ruhu toparlayan sessiz bir şifa mekanizmasıdır.
Belki de bu yüzden kadim öğretiler şöyle der:
“İnsan, insana şifadır.”
Ve bilim bugün,
bu cümlelerin bedensel karşılığını
bir bir doğrulamaktadır.
Sağlıcakla kalın
Uzm Biyolog Meral ASLAN
Sağlık Koçu, Fitoterapist, Araştırmacı