Orhan Salcı

Yıl Değil Devir Değişiyor

Orhan Salcı

Yıl Değil Devir Değişiyor

1800'lü yıllard ile 1900'lü yılların ilk çeyrekleri arası geçen yüz yıllık süreci batılı devletlerin, rejimlerin, ideolojilerin Osmanlı Devleti'ne sızma, kriptolaşma, devlet yönetimini etkileme, baskılama, ele geçirme, felç etme ve en sonunda devleti yıkıp yok etme;  
1900'lü yılların ilk çeyreğinden itibaren geçen yüz yıllık süreci de işgal, esaret yahut manda süreçleri olarak değerlendirmek mümkündür sanıyorum.

1900'lü yılların ilk çeyreği Osmanlı Devleti ve onun kanatları altında izzetli bir hayat süren  Türk, Kürt, Arap, Boşnak, Çerkez vs bütün müslüman toplumları hakkında yok oluş, helak oluş, esaret süreçlerinin büyük ölçüde tamamlandığı bir zaman dilimidir.
Bu yeniliş, yıkılış, esaret sadece askeri ve siyasi alanda değil, dini, milli, kültürel her alanda yaşanmıştır, yaşanmaktadır..
Bir asrı aşkın süredir müslümanlar her sahada mahkumdur. Ne dese suç, ne yapsa suçludur. Müslümanlar kinci sınıftır, esirdir..

O tarihlerden itibaren müslümanlar, irtica, mürteci, yobaz, gerici, geri kafalı, örümcek kafalı olmakla suçlanmış, kendisini savunma fırsatı dahi verilmemiş, savunması bile suç sayılmıştır.. 
O günlerden bu yana yüz yıllık süreçte müslümanların kafasına vura vura, adeta döve döve;
- Aşırı dinci,
- Radikal dinci,
- Aşırı İslamcı, 
- Marjinal İslami gruplar gibi söylemler ezberletildi, bilinç altına işlendi..

Kimse 
- Aşırı Laikçi, 
- Radikal laikçi, 
- Marjinal laikçi kişilerden, gruplardan bahsetmedi, onları radikal, marjinal, aşırıcı olarak görmedi, göstermedi..

Oysa Jön Türklerden, İttihad Terakki'den bu yana bu topraklardaki tüm aşırılar, aşırılıklar, marjinalikler batıcı laikçiler arasından çıktı..

1950'ye kadar tek parti iktidarı yıllarında nice aşırılıklar, hukuksuz keyfi uygulamalar, saldırılar, tezgahlar, idamlar, infazlar, suikastler, anarşi ve terör olayları hatta terör grupları laikliği diline pelesenk eden kişilerin fikriyle, emriyle, eliyle yaşandı.  
Ama ne gariptir ki kimse bunlara laikçi teröristler, aşırı laiklçiler, radikal laikçiker demedi, diyemedi..

1960, 70, 80, 28 Şubat darbeleri, darbecileri, cuntacıları da;
Niyet edilen, teşebbüs edilen, planlanan ama başarılamayan, yarım kalan onlarca darbe girişimleri de aşırı, radikal, marjinal laikçilerin akıllarından, ellerinden çıkmaydı..
Ama kimse bunun üzerinde durmadı, sormadı, sorgulamadı, yargılamadı..

Geçtiğimiz yıllarda Harp Okulunda kendilerini laikçi olarak tanımlayan teğmenlerin yaptıkları da "aşırı, radikal, marjinal laikçilik" harekeriydi ama kimse olaya bu açıdan bakmadı, laikçi radikallik olarak lanse edilmedi..

80 darbesi, 28 Şubat darbesi günlerinde postal yalayıcılığı, cunta şakşakçılığı, darbe tetikçiliği yapmış olmakla kalmayıp bu gün bile ağızlarından, kalemlerinden kin, kan, nefret, fitne fışkıran devasa nedya kuruluşları, milyon satan gazeteler, milyon izleyiciye ulaşan tv kanalları, "Ordu Göreve" manşerleri, "Genç subaylar rahatsız.." manşetleri atan gazete ve yayın kuruluşlarının yöneticileri, yazarları, çizerleri büyük ölçüde aşıru, radikal, marjinal laikçi tetikçilerdi. 
Can Ataklı, Ayşegül Aslan, Fatih Altaylı, Uğur Dündar ve benzeri yazar geçinen tiplerin pek çoğunun söyledikleri, yazdıkları, çizdikleri, yaptıkları da bal gibi aşırı laikçilik, radikal laikçilik, marjinal laikçilik, örgütsel faaliyet, tetikçilik olarak görülebilirdi, ama görülmedi malesef..

Bu aziz ve asil milletin dindar, namazlı, niyazlı tertemiz evlatlarını bile terörist gibi görüp gösterenleri, 
Başörtü namuslu, iffetli, haysiyetli kadınlarını Sümer'li fahişelere benzetenleri, okullardan, meclisten, devlet kapılarından atanları kimse aşırıcı, radikal laikçi vs diye yaftalamadı. Ne mahkemeler ne de kamu vicdanında yargılanıp mahkum edilmediler..

Bu toprakların gerçek sahibi müslüman insanların başlarını öylesine ezmişler, öylesine önüne eymişkerdi ki ne oluyor diye sormak, sorgulamak, hesap sormak hayal bile edilemezdi..
Aman sus.
Aman görme.
Aman konuşma.
Aman karışma.
Sakın itiraz erme..
Başını derde sokma.
Çoluk çocuğunun istikbaliyle oynama..
Aman karışma, ekmeğinden olma, işinden olma..
Doğruydu. Laikçi radikallere bulaşırsan başına her türlü felaket gelebilirdi..
Bu kadar tehlikeliydiler..

Müslüman millet sustukça, baş ve boyun eğdikçe bunlar azmaya, asmaya, kesmeye, kusmaya devam ettiler, devam ediyorlar, devam edecekler..

Ancak 21. yüzyılın ilk çeyreginde sessiz, sedasız ama çok önemli işler başarıldı.
21. yüzyılın ilk çeyreğinin son yılı olan 2025 yılında yaşanan bazı olayların tarihi dönüm noktaları olduğu kanaatindeyim..

Eliyle, diliyle, kalemiyle, kelamıyla hukuk dışı işler yapan, kin, nefret söylemleri üreten, toplumu ayrıştıran zehirler kusan marjinal laikçi kişi ve grupların tetikçilerinden biri, o grupların dili olduğu herkesçe bilinen Fatih Altaylı  tutuklandı..

Dahası da var elbette..
2025 yılı içersinde TÜSİAD başkanının yakalanıp sorgulanması, tutuklanması bazı kesimlere göre imkansızdı..
TÜSİAD başkanına operasyon yapmak Rahip Brunson operasyonundan daha büyük bir operasyon ve içerde ve dışarda Türkiye aleyhine mevzi almış gruplara, devletlere karşı çok daha büyük bir meydan okuma idi.. Ben sizin adamınızı aldım, gücünüz, yetiyorsa gelin kurtarın mesajı verildi ve ilginçtir batıdan ses gelmedi..

2025 yılının son haftalarında, dokunulamaz azgın azınlığın makyajlı, süslü, albenili yüzü olan medya, eğlence, sanat, spor vs sektörlerinde yaşanan ve bir anlamda yerli Epstein operasyonları olarak görülebilecek kumar, bahis, uyuşturucu, seks bataklığına yapılan operasyonlar da "aşırı laikçi" kişi ve grupların Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk Milleti için saçtığı tehlikeyi bertaraf etme, tam bağımsız Türkiye, milli devlet olma yolunda ağır ama etkili adımlar olarak görmek, göstermek gerekir diye düşünüyorum..

Bir kaç gün sonra sadece yeni bir yıl bitmiyor..
Yeni asrın ilk çeyreği bitiyor..
İki yüz yıllık fitne, ihanet, işgal süreçleri bitiyor.
Bu millet için yeni bir şafak, yeni bir devir başlıyor..
Hep birlikte çok daha güzel günler göreceğiz inşaallah..

Yazarın Diğer Yazıları