Yasin Övüt

Mecnun'un Guncesi kapandı!

Yasin Övüt

Mecnun’un Guncesi kapandı! 

Murat Kapkıner. O uzun, o kavgalı, o haysiyetli çol yuruyuşu nihayete erdi. 

Bir omur boyunca kelimeleri omuzlayıp yuruyenler vardır; her adımda biraz daha incelen, ama her mısrada biraz daha derinleşen… Murat Kapkıner, o yuruyuşun en çetin yolcularından biriydi. Şiirleri bir kuşagın ezberinde dolaştı; çunku o, sozu yalnız soylemedi, yaşadı. Her dize, yaşanmışlıgın içinden kopup gelen bir parçaydı. 

Vatanı Hindistan olan o çiçegin, o mahzun yaseminin kokusunu bir omur mısralarında sakladı. Ama o koku, yalnız bir estetik incelik degildi; aynı zamanda bir yara kokusuydu, bir hatırlayışın, bir iç yanışın iziydi. Zaten onun hayatı da taze bir yaraydı; hafızası da…Annesini kaybettigi gun duydugu acıdan daha fazlasını, onu her hatırlayışında yeniden yaşayan bir kalpti bu. 

Kendi deyimiyle, yollara duşmese de duşecekti bu çukurlara… Çukur; duştugumuz dunya… Tek de degil ustelik, idrakin kıvrımları derinleştikçe dunya içinde dunya, dunya içinde dunya, dunya içinde dunya… 

Ana Rosa’nın çilesinden geçti; Antonietta’nın yabancı kahrını sırtlandı; Sılagul’un bu topraga sinmiş o derin sızısıyla hemhal oldu. Ama butun bu duraklardan geçerken hiçbirine yerleşmedi. Çunku o, muhacir degil surgundu. Yaşadıgı her şehir, ugradıgı her kasaba ona yalnızca surgunlugunu hatırlattı. Kimsenin surdugu yoktu belki ama “an” suruyordu onu. 

Hiçbir durakta durmadı. 

Hiçbir pazar yerine ruhunu satmadı. 

Ilkel ile mukemmel arasındaki o kıldan ince çizgide yurudu. Oyle bir ilkellikti ki bu; insanın uzerine giydigi butun medeniyet kabuklarını, alışkanlıklarını, kendini kandırma biçimlerini sokup atan bir çıplaklık… 

“Ruzgar” diyecekse, dili ve gonlu yanmadan diyemiyordu. Şimdi o ses, yasemin kokulu bir sessizligin içinden en saf haliyle yankılanıyor: “Anne ben artık iyiyim.” Menzilin mubarek olsun. 

Mekanın, o ozledigin hakikat bahçesi olsun.

Mecnun'un Guncesi kapandı!

Rahmetle.

Yazarın Diğer Yazıları