HİÇBİR ŞEY YAPMASAK DA NEDEN ÇOK YORGUNUZ?
Meral ASLAN
HİÇBİR ŞEY YAPMASAK DA NEDEN ÇOK YORGUNUZ?
Günümüzde pek çok insan aynı cümleyi kuruyor:
“Hiçbir şey yapmıyorum ama yine de çok yoruluyorum.”
Bu cümle artık sadece yoğun çalışanların değil; ev hanımlarının, öğrencilerin, emeklilerin, hatta gençlerin bile ortak dili hâline geldi.
Peki bu büyük yorgunluk salgınının nedeni ne?
Sanılanın aksine enerjimizi sadece fiziksel işler tüketmiyor. Modern hayatın görünmez yükleri, ruhumuzu da bedenimizi de fark etmeden yoruyor.
Ve çoğu zaman en çok yıpratan şeyler, en az fark ettiklerimiz oluyor.
Nedir bunlar?
1. Sürekli Tetikte Olan Zihin
Bugünün insanı, beyni hiç durmayan bir makine gibi yaşıyor.
Bildirimler, mesajlar, haberler, sosyal medya akışı…
Zihnimiz gerçek bir tehdit yokken bile “acil durum” modunda kalıyor.
Bu durum, vücudun stres hormonlarını sürekli aktif tutuyor.
Sonuç:
• Bitmeyen yorgunluk
• Odaklanma güçlüğü
• Beyin sisi
Enerjimizi en hızlı tüketen şeyin fiziksel değil, zihinsel yük olduğunu hatırlamak gerek.
2. Sessiz İltihap: Modern Çağın En Gizli Enerji Tüketicisinin bir diğeridir.
Bugün bilim dünyası, kronik yorgunluğun ardında sessiz inflamasyonun büyük rol oynadığını söylüyor.
Yanlış beslenme, uykusuzluk, stres, hareketsizlik, plastiklerle temas, bağırsak florasının bozulması…
Bütün bu faktörler vücudu fark ettirmeden iltihap modunda tutuyor.
Ve bu sessiz yangın ,enerji rezervlerimizi içten içe tüketiyor.
“Hiçbir şey yapmasam bile yoruluyorum” hissinin önemli bir nedeni işte bu.
3. Uyuyoruz Ama Dinlenemiyoruz
Modern insan uyuyor ama dinlenemiyor.
Çünkü uyku kalitesi;
• stres
• telefon ışığı
• gece geç saatlerde yemek
• bölünmüş uyku
gibi nedenlerle bozulmuş durumda.
Yetersiz uyku ; enerji kaybı demek.
Uyku, bedenin kendini tamir ettiği tek zaman.
Onu zayıflatan her alışkanlık, ertesi gün enerjinizi doğrudan alıp götürüyor.
4. Duygusal Yükler Beden Enerjisini Tüketiyor
Görünmez ama etkisi çok güçlü bir enerji tüketici daha var: Duygusal yük.
• Kaygı
• Sürekli yetişme hissi
• Mükemmelliyetçilik
• Beklentiler
• Toplumsal roller
• “Yetişmek zorundayım” baskısı
Bütün bunlar vücudu sürekli stres modunda tutarak hormon dengesini bozuyor.
Hormonal dengesizlik sonuç düşük enerji.
Erkeklere göre kadınlarda bu durum daha belirgindir. Çünkü duygu merkezleri biyolojik olarak daha aktiftir ve hormonları daha hassastır.
5. Hareketsizlik Enerjiyi Azaltır, hareketli olmak enerjiyi artırır.
Pek çok kişi “Yorgunum, nasıl hareket edeyim?” diyor.
Oysa bilim tam tersini söylüyor ;
Hareket, enerji üretir.
Hareketsizlik ise enerji kaybını hızlandırır.
Günlük 30 dakikalık bir yürüyüş bile;
• Mutluluk verir
• hormonları düzenler
• beyni oksijenlendirir
• sindirimi iyileştirir
• stres hormonlarını azaltır
Bu yüzden enerjimizi geri toplamanın en güçlü yollarından biri düzenli yürüyüştür.
Kısaca; Enerjimizi Çalanı Bulursak Hayatımız Değişir
Modern yaşamın gizli enerji tüketicileri fark edilmedikçe, insanlar kendini “çözümsüz bir yorgunluk döngüsünde” zanneder.
Oysa çözüm var.
Hem de küçük, uygulanabilir adımlarla gelen çözümler:
• Daha iyi bir uyku
• Daha temiz beslenme
• Günlük 30 dakika yürüyüş, yada egsersiz
• Stres yönetimi
• Plastik temasını azaltmak
• Nefes egzersizleri
• Bağırsak sağlığına önem vermek
Unutmayın:
Enerji, doğru yaşam alışkanlıklarının doğal bir sonucudur.
Bugün kendinize atacağınız küçük bir adım, yarın daha enerjik bir hayatın kapısını aralar.
Sağlık bir yolculuktur, biz o yolculukta her gün yeni bir sayfa açıyoruz.
Sağlıcakla kalın..
Uzm Biyolog Meral ASLAN
Sağlık Koçu, Fitoterapist