Meral ASLAN

HUZURUN FORMÜLÜ

Meral ASLAN

HUZURUN FORMÜLÜ
Şükür, Dua ve Bedenin Sakinleşme Dili

İnsan bugün çok yorgun.
Bu yorgunluk yalnızca bedende değil.
Kaslarda, eklemlerde ya da göz altlarında görünen sadece küçük bir parça.

Asıl yorgunluk zihinde.
Kalpte.
Ve sinir sisteminde.
Uyuyoruz ama dinlenemiyoruz.
Yiyoruz ama doymuyoruz.
Her şeye yetişiyoruz ama kendimize yetişemiyoruz.
Çünkü bedenimiz uzun süredir alarm hâlinde yaşıyor.
Oysa bedenin alarm sistemi, sürekli çalışmak için yaratılmadı.

Eskiden tehlike somuttu.
Bir ses duyulur, bir saldırı olur, bir kaçış gerekirdi.
Tehlike geçince beden de sakinleşirdi.
Bedenin dili netti:
Tehlike varsa gerilim,
tehlike bittiyse gevşeme…

Bugün ise tehlike çoğu zaman dışarıda değil, içeride.
Geçim kaygısı,
yetişememe korkusu,
gelecek endişesi,
kontrolü kaybetme hissi…
Zihin bu düşünceleri üretir,
beden ise hepsini gerçek sanır.
Beden, gerçek tehlike ile zihinde kurulan tehlike arasında ayrım yapmaz.
İkisine de aynı biyolojik cevabı verir:
Kalp hızlanır.
Nefes daralır.
Sindirim yavaşlar.
Kaslar kasılır.
Biz buna “stres” deriz.

Oysa sorun stresin varlığı değildir.
Sorun, stresin hiç bitmemesidir.
Beden savunmada kalır.
Onarıma geçemez.
Ve zamanla hastalık, bir uyarı dili olarak ortaya çıkar.
İşte tam burada,
ilim ile bilimin aynı noktada buluştuğu iki anahtar devreye girer:

Şükür ve dua.
Şükür, çoğu zaman sadece sözle yapılan bir teşekkür gibi anlaşılır.
Oysa şükür, bedene verilen derin bir mesajdır:
“Şu an güvendeyim.”
Bu mesaj sinir sistemine ulaşır.
Alarm kapanır.
Beden savunmadan çıkar.

Bilim bugün bunu net biçimde ortaya koymaktadır:
Şükür duygusu arttıkça,
kalp ritmi dengelenir,
stres hormonları azalır,
beden onarım moduna geçer.

Yani şükür, sadece kalbi değil,
bedeni de iyileştirir.
Dua ise insanın yükünü hafifleten bir duraktır.
Dua eden insan şunu hatırlar:
Her şeyi tek başına taşımak zorunda değilim.
Bu hatırlayış, bedende gevşeme oluşturur.
Nefes yavaşlar.
Zihin durulur.
Kalp ritmi düzenlenir.

Aslında beden, duayı yabancı bulmaz.
Çünkü dua, yaratılış diline en yakın frekanstır.
Bedenin unuttuğu ama özünde bildiği bir çağrıdır.
Bugün huzuru;
ilaçta,
tatilde,
alışverişte,
daha çok şeye sahip olmakta arıyoruz.
Oysa huzur, satın alınan bir şey değildir.

Huzur;
şükürle kalpte,
duayla ruhta,
dengeyle bedende ortaya çıkar.

İlim der ki:
İnsan haddini bildiğinde huzur bulur.

Bilim der ki:
Sinir sistemi sakinleştiğinde beden iyileşir.
Bu ikisi birlikte olduğunda,
sağlık kalıcı hâle gelir.
Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey şudur:

Biraz yavaşlamak.
Biraz fark etmek.
Biraz şükretmek.
Ve yükümüzü, duayla hafifletmek…
Çünkü bazen şifa;
daha fazlasında değil,
yerine oturanda saklıdır.

Uzm Biyolog Meral ASLAN 
Araştırmacı- Yazar

Yazarın Diğer Yazıları